23 Şubat 2024 11:54

Spekülasyon ve Hükmü

Portföy teorisi literatürünün en çok başvurulan kaynaklarından biri olan Bodie (2014) spekülasyonu “karşılığında orantılı bir getiri elde etmek amacıyla alındığı varsayılan kayda değer yatırım riski” olarak tanımlamaktadır. Yatırım kavramından farklı bir anlamda kullanılan spekülasyon teorik olarak tanımlanabilse de henüz pratik uygulamalarında tam anlamıyla sınırları çizilebilmiş değildir. Başka bir ifade ile literatürde menkul kıymetler piyasasında yapılan bir işlemin ne zaman spekülasyon ne zaman yatırım olduğu net bir şekilde ortaya konamamıştır.

Çoğu teorisyen spekülatif işlemlerin finansal piyasalara likidite kazandırdığını ve piyasa etkinliğine önemli katkılarının olduğu konusunda hemfikirdir. Bununla birlikte tarihte bolca örneği görülen kontrolsüz spekülasyonların yatırımcılara ve ekonomilere ciddi manada zarar verdiği de vakıadır. Bu sebeple spekülatörlerin piyasayı kendi çıkarlarına yönlendirecek düzeyde pozisyon almalarını önlemek amacıyla alınan çeşitli tedbirler vardır. Ayrıca başta ABD (Amerika Birleşik Devletleri) olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda spekülatif işlemleri sınırlandıran çeşitli fiyat mekanizmaları da görülmektedir.

Konvansiyonel (faizli) piyasalarda bile hakkında çeşitli düzenlemeler bulunan spekülasyon meselesi İslami sermaye piyasasında da önemli bir tartışma alanı olarak durmaktadır. Bir kazancın helal sayılabilmesi için sağlaması gereken şartlardan bir tanesi de garar ve kumar unsurlarından arî olması gereğidir. Nitekim İslam iktisatçıları ve âlimleri de spekülasyon meselesini çoğu zaman garar ve kumar olguları çerçevesinde ele almışlardır.

İlk dönem İslam iktisatçıları ve hukukçuları spekülatif işlemlerin garar (bilinmezlik) unsuru taşıdığını ve hatta bazen kumar derecesine vardığını, bu sebeple spekülasyonun İslami sermaye piyasasında caiz olmadığı görüşünde birleşmektedir. Hatta bu görüşten hareketle sermaye piyasalarını tamamen reddeden yaklaşımlar bile vardır. Ancak sabit getirili menkul kıymetler hariç, İslami yatırımcıların gelir elde etmek amacıyla kâr zarar paylaşımına dayalı olarak şirketlere ortak olmaları/hisse senedi yatırımı yapmalarının caiz olduğu üzerinde görüş birliği olan bir konudur. İşte tam da bu noktada İslam iktisatçıları bir işlemin ne zaman spekülasyon ne zaman yatırım olacağı üzerinde bir çerçeve çizmeye çalışmaktadır.

Borsa spekülasyon yeridir. Gerçek bir yatırım maksadıyla küçük birikimleri değerlendirip hem değer kaybını korumak hem de temettülerinden faydalanmak için çok iyi bir fırsattır. Ama spekülatörler borsa çarkının mevcut halinden kat be kat hızlı dönmesi için borsadadırlar. Spekülatörler olmasa borsa diye bir sistem kuramazsınız. Bunlar borsanın seri işlemesinin sebebidir. Yoksa eldeki yatırım için olan hisse senetlerini istendiğinde alıcı bulmak zordur. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu bu işi halka açık şirketler gibi kurallara bağlamıştır. (Muharrem Karslı, “İslam Açısından Borsa” (İlmi Tartışmalar Dizisi), s. 146-148)

Bu itibarla AAOIFI, yatırım amaçlı olabileceği gibi fiyat değişimlerinden yararlanma şeklinde ticari gayeyle alım-satımı caiz görür. Hayyat da, nominal değerinden düşük ya da yüksek fiyattan hisse senedinin alım satımının caiz olacağını belirtirken hisse senedinin ödenmiş sermaye yanı sıra ihtiyatî sermaye ve dağıtılmamış kârdan bir pay olduğunu, bunun şirketin başarısı veya başarısızlığı, aynî mevcudatdaki fiyat değişimleri ve piyasa şartları itibarıyla mümkün olduğunu açıklar. (Faizsiz Finans Standartları, Karar no: 21 (3/2), s. 554. 128 Hayyat, eş-Şerikat, II, 216-217)

Bu bağlamda İslam iktisatçıları tarafından yapılan ilk vurgu yatırımın amacına yöneliktir. İslami yatırımcıların özellikle hisse senedi yatırımındaki temel amacı kâr zarar paylaşımı yapmak üzere bir şirkete ortak olmaktır. Daha önce bahsedildiği gibi İslam ticaret hukukunun hem ortaklığa ilişkin sözleşmeye hem de ortak olunan şirketin faaliyetlerinin mahiyetine ilişkin çeşitli düzenleme ve kısıtlamaları bulunmaktadır. Ancak spekülatörler çoğu durumda sadece beklentileriyle uyumlu varlıklara yönelir. Dolayısıyla yatırımlarında bir ortaklıktan ziyade ilgili menkul kıymetin alış satışından elde edecekleri getiriye odaklanırlar. Bununla birlikte yatırım yaptıkları menkul kıymetlerin ait olduğu şirketler ve endüstriler önemli değildir.

İkinci vurgu ise yatırım ufkuna ilişkindir. Bilindiği gibi spekülasyonun en önemli özelliği kısa sürede getiri sağlama amacına dönük olmasıdır. Örneğin spekülatörler yatırım yapmış oldukları bir şirketin faaliyetlerinin/projelerinin seyrini takip etmezler. Onlar için ideal durum beklentilerinin gerçekleşmesi ve kârlarını realize etmeleridir. Ancak İslami yatırımcılar bir hisse senedi yatırımını ortaklık olarak gördükleri için alım-satım işlemlerinde belirleyici motivasyon, ilgili şirketin projelerinin/faaliyetlerinin seyridir.

Malezya’daki türev ürünlerle ilgili yapılan açıklamada İslam Finans Kuruluşları’nın sadece risk yönetimi amacıyla bu enstrümanları kullanabileceği belirtilir. Ancak Malezya’da bile bu ürünlerin spekülatif amaçla kullanılması caiz görülmemektedir. Çünkü türev ürünler piyasasında dayanak varlığın fiyatı üzerinde belirsizlik söz konusu olduğu durumda yüksek oranda garar (belirsizlik) ortaya çıkmaktadır. Böyle bir durumda türev ürünler üzerinde spekülasyon yapılması ekonomide çalkantılara yol açabilir. Dolayısıyla futures, swap ve opsiyon işlemlerinde spekülasyon yapılması İslami prensiplerle uyumlu olmayıp garar (belirsizlik) ve meysir (kumar) barındırmaktadır. Ayrıca bu tip işlemlerde kazanç ve kayıp dışsal faktörlere bağlıdır.

Manipülasyon ve Hükmü

Manipülasyon ABD sermaye piyasası yasalarında şöyle tanımlanmaktadır: ‘… bir varlığın piyasa fiyatını kontrol ederek veya yapay bir biçimde etkileyerek yatırımcıları kandırmak amacıyla yapılan kasıtlı davranışlar. Manipülasyon bir varlığın arz ve talebini etkileyebilecek birden fazla tekniği içerebilir. Bunlar: bir firma hakkında yanlış veya yanıltıcı haberler yaymak; uygun olmayan yollarla hisse senedi sayısını kısıtlamak; hileli fiyat teklifleri veya işlemlerle varlığın talebinin yanlış veya yanıltıcı bir görünüm arz etmesine sebep olmak’

Bu tanımdan hareketle manipülasyon genel anlamda bir malın arz ve talebini etkileyerek fiyat oluşum sürecinin yönlendirilmesi olarak kabul edilebilir. Klasik İslam hukukunda bugünkü kullanılan anlamıyla manipülasyon kavramını bulmak mümkün değildir. Ancak arz, talep ve fiyatlar konusunda ayrıntılı fıkhi değerlendirmelere İslam dininin ilk dönemlerinden itibaren rastlamak mümkündür.

İslam dininde ilke olarak fiyatların arz ve talebe göre teşekkül etmesi kabul edilir. Fiyat oluşum sürecine diğer piyasa oyuncularıyla birlikte düzenleyici kurumların hatta devletin bile müdahale etmemesi istenir. Başka bir deyişle arz ve talep güçleri her türlü suni faktörden uzak, gerçek ve serbest olmalıdır. Dolayısıyla İslam dininde fiyatları arz yönünden etkileyebilecek ihtikâr ve talep yönünden etkileyebilecek her türlü fiil, aldatmacaya ve adaletsizliğe sebep olduğu için birçok İslam âlimi tarafından caiz görülmemektedir.

İhtikâr kelimesinin sözlük anlamı tedavülden çekmek, istiflemek, tekeline almak manalarına gelmektedir. Hadis kaynaklarında ihtikâr kavramına rastlanmakta ancak Kur’an-ı Kerim ayetlerinde görülmemektedir. Klasik fıkıh eserlerinde ihtikâr: gıda maddelerinin şehirden veya küçük yerleşim yerlerinin yakın çevresinden satın alındıktan sonra bekletilerek o malın arzının suni olarak düşürülmesi ve bölge halkına zarar verilmesi anlamında tanımlanmaktadır. Ancak ihtikârın hükmü konusu İslam hukukçuları arasında tartışmalıdır. Bu tartışmaların kaynağında ihtikârın tanımıyla birlikte, mahiyeti ve fıkhi hükümlerin yorum farklılıkları da bulunmaktadır.

İhtikârla birlikte bir malın fiyatının suni olarak yükseltilmesi veya kusurunun gizlenmesi gibi fiiller de modern İslam âlimleri tarafından manipülasyon olarak değerlendirilmektedir. İlk durumda çeşitli mekanizmalar kullanarak bir malın fiyatı suni olarak yükseltilir. Burada amaç diğer alıcı ve satıcıların yönlendirilmesidir. Bir satış işleminde satışa konu olan malın kusurlarının bilerek gizlenmesi aldatmacaya yol açmaktadır. Bu tip fiiller birçok İslam âlimi tarafından caiz görülmemektedir.

Manipülasyonda daha organize bir yaklaşım varken spekülasyonda bir yatırım tarzı ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda fiyatı yukarı götüren insanların özel gruplarında tüyo, insider info kabilinden bilgilerle hisseye giren gruplarla birlikte hareket etmek de bir çeşit manipülasyon demektir ve caiz değildir.

Kapitalist sistemin varlığını da es geçmek mümkün değildir. Büyük sermayedarlar istedikleri hemen her şeyi manipüle edebiliyorlar. Geçtiğimiz yıllarda altın üzerinde nasıl bir manipülasyon olduğuna şahit olduk. Bu durum karşısında altın alıp satmanın meşruiyetini sorgulamadık. Ama bu tür manipülasyonlar neticesinde ister altın alıp satarak, ister dolar alıp satarak para kazanmanın meşru olmadığını söyledik. Dolar alıp satmak sarf akdinin kurallarına riayet edildiği sürece fıkhen meşrudur. Ama mesela 2001 krizi öncesinde krizi tahmin eden ve tetikleyen manipülatörler birkaç gün öncesinde TL’den dolara dönmüşlerdi. Böylece bir gecede paralarını neredeyse ikiye katladılar. Bu kazanç havadan gelmedi, o gece cebinde banka hesabında, bir başkasının zimmetinde TL’si bulunanların paraları yarı yarıya değer kaybetti. Burada şeklen dolar alıp satma şeklinde bir sarf işlemi var. Ama bunun haklı bir kazanç, helal olduğunu söylemek çok zordur.

Özetleyecek olursak ilk dönem İslam iktisatçıları ve hukukçuları spekülatif işlemlerin garar (belirsizlik) unsuru taşıdığını ve hatta bazen kumar derecesine vardığını, bu sebeple spekülasyonun İslami sermaye piyasasında caiz olmadığı görüşünde birleşmektedir. Hatta bu görüşten hareketle sermaye piyasalarını tamamen reddeden yaklaşımlar bile vardır. Ancak sabit getirili menkul kıymetler hariç, İslami yatırımcıların gelir elde etmek amacıyla kâr zarar paylaşımına dayalı olarak şirketlere ortak olmaları/hisse senedi yatırımı yapmalarının caiz olduğu üzerinde görüş birliği olan bir konudur. İşte tam da bu noktada İslam iktisatçıları bir işlemin ne zaman spekülasyon ne zaman yatırım olacağı üzerinde bir çerçeve çizmeye çalışmaktadır.

Spekülasyon ve manipülasyon arasındaki en bariz fark, niyettir.


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/helalbor/public_html/wp-includes/functions.php on line 5373

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/helalbor/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 107