22 Mayıs 2024 15:16
Genel olarak hisse senetlerinin izlenmesi işlemi tüm hisse senetleri evrenini belirli yatırım stratejisine uyan daha az sayıda hisse senedine indirgeme işlemidir. İslami izleme ise önceden belirlenmiş fıkhi prensiplere göre belirli bir piyasadaki hisse senetlerinin İslami yatırıma uygun olup olmadığının tespit edilmesinden ibarettir. Böylelikle İslami yatırımcıların yatırım yapabileceği hisse senetleri evreni belirlenmiş olmaktadır.
İslami hisse senedi yatırımında temel mesele ilgili şirketin finansal ve operasyonel faaliyetlerinin İslami prensiplere uygun olup olmamasıyla ilgilidir. Günümüzde çok az sayıda şirketin İslami prensiplere uygun olmayan faaliyetlerden uzak olduğu dikkate alındığında bu tip şirketlerin hisse senetlerinin tamamen yasaklanması yatırım alternatiflerini oldukça kısıtlayacaktır. Bu sebeple İslam âlimleri izleme tekniklerini geliştirerek hisse senetlerinin İslami yatırımcılar tarafından alınıp satılabileceği şirketleri belirlemektedir.
Bir hisse senedinin İslami açıdan yatırıma uygun olup olmadığını tespit edebilmek amacıyla geliştirilen izleme metodolojilerinde iki temel soruya cevap aranır. Bunlar:
  • a. Şirketin İslam tarafından yasaklanan iş alanlarında faaliyet gösterip göstermediği,
  • b. Şirketin mali yapısının İslami prensiplere uygun olup olmadığıdır.
Bu sorulardan ilki faaliyet alanına yönelik izleme (business screen) ikincisi ise finansal izleme (financial screen) olarak adlandırılmaktadır.
SEKTÖREL İZLEME
Faaliyet alanına yönelik izleme şirketlerin ticari faaliyetleri ile ilgilidir. Bir şirketin hisse senedinin İslâmî açıdan caiz görülebilmesi için ilgili şirketin ticari faaliyetlerinin İslâm dini tarafından yasaklanmamış iş alanlarında olması gerekmektedir. Örneğin İslâm’a göre alkol, kumar, konvansiyonel bankacılık, domuz ürünleri üretimi gibi faaliyet alanlarında faaliyet göstermek ve gelir elde etmek caiz değildir.
Bununla birlikte bazı iş alanlarının İslâm’a uygunluğu konusunda çeşitli görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Örneğin kök hücre konusunda çalışan firmalar bazı fetva kurulları tarafından caiz görülürken bazıları tarafından caiz görülmemektedir. Yukarıda sayılan sektörlerde faaliyet gösteren şirketler kolaylıkla elenebilirken bazı sektörlerin daha ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Örneğin eğlence sektöründe yapımevleri caiz görülmezken futbol kulüpleri caiz görülebilmektedir.
Ayrıca bazı şirketlerin faaliyet alanları tek bir ticari konudan oluşmamaktadır. Bu durumda şirket hem caiz görülen hem de caiz görülmeyen üretim ve hizmet alanlarından gelir elde etmiş olmaktadır. Ana faaliyet konusu caiz olsa da yan faaliyet alanlarından elde edilen gelirler İslâmî prensiplere uygun değilse bu durumda şirketin gelir yapısının ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir. Örneğin bir süpermarket zincirinin ana faaliyet konusu caiz olsa da alkollü içecek satışından elde ettiği gelirler caiz görülmemektedir.
Bu tip sorunlar için çeşitli fetva kurulları ve organizasyonlar belirli eşik değerler belirlemiştir. Örneğin AAOIFI’ye (Accounting and Auditing Organization for Islamic Financial Institutions) göre bir şirketin elde etiği gelirlerin toplamında helal görülmeyen faaliyetlerden sağladığı kısmı %5’i geçerse ilgili şirketin hisse senetlerine yatırım yapılması caiz değildir.
FİNANSAL İZLEME
Günümüzde pek çok şirket uzun vadeli yatırımlarını finanse etmek veya çalışma sermayesi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla borçlanmakta ve bu borçları için faiz ödemektedir. İdeal anlamda İslâmî yatırımcıların ortak olacağı şirketin finansal işlemlerinin faizsiz olması gerekmektedir. Bu gerekliliği yerine getirmek amacıyla izleme tekniklerinde şirketlerin varlık ve kaynak yapıları taranmakta ve her bir unsur için belirlenen eşik değer sınırları içindeki şirketler finansal açıdan caiz görülmektedir.
İslâmî sermaye piyasaları ile ilgili çalışmaların başladığı ilk yıllarda İslâm âlimleri faizli işlemlere sahip şirketlere yatırım yapılmasını caiz görmemekteydi. Hatta 1993 yılında İFA tarafından yayımlanan bir fetvada faizli işlemleri olan bir şirketin hisselerini alan İslâmî yatırımcıların bu işlemlerin yapılmaması için üst yönetime baskı yapmadığı sürece ilgili şirketlere yatırım yapılmasının caiz olmadığı belirtilmektedir. Fakat modern şartlar dikkate alındığında böyle bir yaklaşımın hisse senedi yatırımlarını oldukça fazla kısıtlayacağı, hatta bazı durumlarda imkânsız hale getirebileceği görülmüştür. Bu sebeple, faaliyet gelirleri konusunda olduğu gibi şirketlerin varlık ve kaynak unsurlarının faizle ilişkili olan her bir kalemi için ayrı ayrı eşik değerler belirlenmiş ve bu eşik değerler içerisinde kalan firmaların hisseleri İslâmî açıdan uygun kabul edilmiştir.
Genel kabul gören yaklaşım çerçevesinde finansal izleme aşamasında ilgili şirketin varlık ve kaynak unsurları dört açıdan değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bunlar ilgili şirketin likidite, faiz, borç ve caiz görülmeyen faaliyet alanlarından sağladığı gelirler ile ilgilidir. Ancak bu unsurların kabul edilebilir düzeyi ile ilgili benimsenen fıkhi ilkeler ve görüşleri takip edilen organizasyonlara göre İFK, İslâmî fon ve endekslerin fetva kurulları birbirinden farklı eşik değerler kullanabilmektedir.

Arş. Gör. Mevlüt Camgöz

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/helalbor/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/helalbor/public_html/wp-content/plugins/really-simple-ssl/class-mixed-content-fixer.php on line 107