17 Nisan 2024 13:45
Borsa¸ modern toplum ve ekonomilerde bir yatırım ve para kazanma aracıdır. Kapitalist zihniyet ve onun hâkim olduğu ülkeler¸ uzun zamandan beri yaptıkları planlarla borsayı insanlığın gündemine taşıdılar ve kolay yoldan para kazanma yolu olarak reklam ettiler. Sermayesi olan insanlar için de bir alternatif gibi gösterdiler. Ancak anonim şirketlerin ve borsanın işleyişinin taşıdığı bazı belirsizlikler ve haksız uygulamalar İslâm âlimlerini bu konuda temkinli hareket etmeye sevk etti.

Borsa¸ modern toplum ve ekonomilerde bir yatırım ve para kazanma aracıdır. Kapitalist zihniyet ve onun hâkim olduğu ülkeler¸ uzun zamandan beri yaptıkları planlarla borsayı insanlığın gündemine taşıdılar ve kolay yoldan para kazanma yolu olarak reklam ettiler. Sermayesi olan insanlar için de bir alternatif gibi gösterdiler. Ancak anonim şirketlerin ve borsanın işleyişinin taşıdığı bazı belirsizlikler ve haksız uygulamalar İslâm âlimlerini bu konuda temkinli hareket etmeye sevk etti.

 
İslâm¸ Kur’ân’ın nüzûl sürecinde Müslüman insanların emeği ile geçinmelerini¸ helâlinden yiyip içmelerini ve haram kazanca bulaşmamalarını öncelikli mesaj ve hedefleri arasında saymıştır.

İslâm¸ helâl kazanç peşinde olduğu için¸ kapitalizmin aksine¸ “ekonomik insan” modeline sıcak bakmaz. Çünkü bu insan açgözlü olup çıkar ve menfaatinden başka bir şey düşünmez. Onun için mutlak anlamda kazanmak ve servet biriktirmek esastır ve hedeftir. Bu hedefe varmak için kullanılan yöntemler önemli değildir. Âdetâ hedefe kilitlenilmiştir. Doymak ve pes etmek de olmadığı için kapitalist insan sürekli kazanç peşindedir. Bir zamandan sonra kazanmak ve tüketmek onun için hayat tarzı haline gelir. Hâlbuki İslâm insanı için kazanmak¸ yemek¸ tüketmek sadece bir araçtır. Bununla insan esasen kendi zarûrî ve temel ihtiyaçlarını¸ kimseye muhtaç olmadan¸ el avuç açmadan karşılar. Artanı da bu durumda olmayanlara tasadduk eder. Biriktirmesini de üstün bir ideal uğruna yapar. Böylece¸ “O da çalışıp kazansaydı¸ bana ne.” anlayışı yerine¸ Müslüman¸ “Komşusu açken tok yatan gerçek mü’min olamaz.” prensibine göre hareket eder. O¸ mutlak anlamda kazanmayı değil¸ helâlinden kazanmayı hedefler. Nefsinin doymazlığını¸ dünya işlerinde kendinden daha aşağıda olanlara bakarak¸ “kanaat” ile dizginler. 
 
İslâm’da para kazanmak kadar kazanç yöntemleri de önemlidir. Bunun için sözleşmelere mutlaka bağlı kalınmasını emreden Yüce Allah¸ haksız kazanca bulaşmayı da şiddetle yasaklar. Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ sözleşmelerin bilinmezlik¸ gizlilik¸ haksız kazanç ve taraflardan sadece birine menfaat sağlamasını yasaklar. Tarafların kazançları arasında olabildiğinde denklik bulunmasını temin etmek isteyen Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ karşı tarafın bilgisizliğinden¸ zayıflığından¸ tecrübesizliğinden yararlanarak onu aldatmayı da kesin olarak yasaklar. Hatta o¸ “Bizi aldatan bizden değildir.” esasını bir alış-veriş tezgâhında gördüğü hilekârlığı bertaraf etmek için getirmiştir. Buna göre alış-veriş yapan taraflar¸ ne aldıklarını¸ ne kadar aldıklarını¸ hangi kaliteyi aldıklarını bilmek zorundadırlar ve bunu soruşturma hakkına sahiptirler.

 

Prof. Dr. Abdullah KAHRAMAN